9 Mayıs 2015 Cumartesi

ENDÜLÜS DÖNÜŞÜ- ARA SICAK NİYETİNE

Hunharca bira ve şarap, kilolarca kızartma, litrelerce hassss zeytinyağı, 6 şehir tükettikten sonra alınan 18 kilo ve parçalanan ayaklarıma rağmen çok mutlu bi şekilde yurduma döndüm. Yediğim içtiğim de gezdiğim de bana kaldı malesef:) Canım bi arkadaşımla çok züper vakit geçirdim. Dehşet kaybolduk. Yön duygusu benimkine yakın seviyede berbat olan bi insanla hiç seyahat etmemiştim. Ikimiz toplayınca sıfır etmediğimizden navigasyon cihazına rağmen dibine vura vura kaybolduk. Güzel kaybolduk:) 

Neyse esas konumuza dönelim. Biz mösyöyle Paris'i terkedeli 3 yıla yakın oldu. Merak eden varsa iyi ki de taşındık. Yüz kere daha fırsatım olsa yüz kere daha terkederim. Fransa'nın batısında küçük bi şehirdeyiz denizli menizli, her şey iyi hoş. Öyle olunca üçüncü mangal sezonuna girmeden biz artık bi ev mi alsak olduk (evden kasıt: müstakil, bahçeli mahçeli). Paris'teki inimizden kurtulup yeni şehre geldiğimizde "şimdilik"diye tuttuğumuz ve çok sevdiğimiz dairede mutsuz değiliz ama bahçe yok, mangal yok, yer yok anasını satayım! Bu arada ayy ne şımarık yok görgüsüz yok para da bok mu lan bunlarda diye düşünebileceklere ek bilgi(diğerleri okumadan geçebilir:): Fransa'da daire ve ev arasında Türkiye'deki gibi bi fark yok. Bizde şeydir ya "bilmem kim beyler de villa yaptırıyorlar efendim" böyle ağız büze büze, villa yani!!! Yok burada müstakil ev olayı çok yaygın ve öğrenciler, tek başına yaşayan emekli yaşlı amcalar ve teyzeler dışında apartman dairesinde yaşayanların sayısı çok az. Yanlış anlaşılmasın Paris'te durum farklı, orası başka bi ülke. 
Bi de gerçekten kira öder gibi kredi ödeyerek alınabiliyor. Banka faizleri hiç abartı değil vs vs...

Böyle sıradan bir akşam, ben dedim neyi bekliyoruz, alıştık artık buraya, seviyoruz, belli ki kalcaz, yavaş yavaş bakmaya başlayalım belki iyi bişey denk gelir, hem emlak piyasasının durumu berbat, evler değerinin çok altında satılıyo falan filan. Mösyö tamam dedi bakalım yavaş yavaş. 

Yavaş bakma olayım sanırım 3 saat sürdü ertesi gün. Ondan sonraki günler canhıraş, günde 10 saatlik mesai halinde, nefes almadan ev aramaya başladım. Ayarım yok çünkü benim. 
İşte ev hikayemiz bu noktadan itibaren resmen başlamış oldu. 
Bi sonraki yazıya çekirdek hazırlayabilirsiniz;)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder