27 Haziran 2015 Cumartesi

"MOB"UN SIRRI ÇÖZÜLÜYOR!!!

Ne demek bu MOB? Maison en ossature bois'nın kısaltması; maison:ev, ossature:omurga, kemik çatısı, bois: tahta. O zaman neymiiiiiiiiş attık sıfırları topladık çıkarttık etti mi sizeeeee 40 veeee neyse Devlet Bahçeli'nin bu videosunu izlemeyen arkadaşlar anlamayacağından geyiği kesiyorum:) Ahşap ev demek işte MOB.
Neden ahşap ev? E çünkü daha doğal, beton yok(sadece temelinde kullanılacak), daha sağlıklı, nem derdi yok, inşaa süesi daha kısa ve tabii ki de ekolojik! Ekoloji konusunda saçımı başımı yolacak kadar ileri gitmesem de "elime mi yapışır"diyenlerdenim. Yani yapabiliyosam yaparımcı. Plastik şişemi üşendiğimden normal çöpe atmam, atanı da sevmem, çünkü geri dönüşüm kutusuna atsan eline mi yapışır? Gerçi trde henüz çok gelişmedi bu geri dönüşüm olayı. Belediyeler öyle bi hizmet sunmuyo her yerde. Bi ara Ankara'da yapılıyordu. Annem ayırıyordu camları, plastikleri, kartonları. Sonradan eski sisteme geri dönüldü.
Daha ucuz da diyebilmeyi isterdim  ahşap ev için ama malesef öyle değil:( Domatesler ve daha bir çok şey gibi. Önceden hormonsuz yiyoduk, sonra bastılar ilacı, hormonu şimdi "organik" yani eski domatesi iki katı fiyatına yiyoruz.

Fikir aklımıza yatınca arsa aramaya başladık. Ev aramaktan iyi tecrübe kazanmış bana arsa gezmekte  ne vardı? Bir haftada bütün arsaları gezdim. Ulaşamadıklarımı google earth ten falan buldum:) Bir yandan da evi yaptıracak şirket aramaya başladık. Çok gezmedik şirket şirket. Bi tane aslında marangoz olan ama talep çoğalınca işi büyüten bir aile şirketi bulduk. Birlikte çalıştıkları bütün taşeronlar buranın zanaatkarları. Yaptıkları işleri de beğendik sitelerine bakıp, şuradan buyrun bakmak isterseniz http://www.maison-bois-serru.fr

Mart ayı sonuna kadar o imzayı atıcam dedim. 27 Mart'ta 628metrekarelik bir arsa için ön sözleşmeyi imzaladık. Oradan çıkıp şirkete gidip bir de orada bastık imzaları ilk planlar için. Küçük bi şirket olduğundan ve her kişinin isteklerine,ihtiyaçlarına özel tamamen kişiselleştirilmiş plan hazırladıklarından ilk çizimler 6 Mayıs'ta elimize geçti. Evet 9 doğurdum. 
Bundan sonraki yazı daha eğlenceli, fotoğraflı falan olacak. Ev ile ilgili de biraz daha ayrıntılı ve teknik bilgiler vercem. 
Hadi çüüüz! 


15 Haziran 2015 Pazartesi

KAZIK N°2 ve EV ARAMAMAK

Ben hikayeyi bitirmeden ev bitecek anasını satıyım. 
Küçük evin üzerine soğuk su içtikten sonra, arayışlara devam ettik. Tabii moraller biraz bozuldu. Ara ara yok istediğimiz yerde bizim paramıza uygun ev. 
Fırsat bu fırsattır deyip yaşlı cadının evini tekrar gündeme getirdim. Mösyö düşündü, taşındı iyi dedi bi daha gidip görelim. Evin çatısı eskiyi biraz bahane ediyordu, kısa süre sonra değiştirmek lazım falan diye. Çatı değiştirmek de boru değil, çok masraflı. Neyse işte gittik, gördük, ben bi çatıcıyla eve bi daha gittim (şu süreçte maruz kaldığım bu yoğun öğrenme sürecini sanırım ilkokulda yaşamışımdır). Derken, uzatmayım artık, bu evde karar kıldık. Dedim ay herşey bunun içinmiş, kısmetmiş, her şey olacağına varırmış, şansa bak senmiş, en çok da her şeyde bi hayır varmışmış. Teklifimizi yaptık yine pazarlık ederek. A emlakçısı ev sahibiyle görüşüp, biraz da zor ikna ettikten sonra arayıp müjdeli haberi verdi. Mösyö excel tablolarına falan başladı. Haftasonu imzamızı bascaz. Olur mu? Hikaye burda biter mi! Bitse ordan burdan cayır cayır mangal fotoları paylaşıyo olurdum, blogla mlogla ne uğraşçam:)
Imzadan bir gün önce, A ajansından telefon: teyze vazgeçmiş. Nassı yani, e teklifi imzaladı vazgeçemez! Emlakçı evet dedi dava açabilirsiniz ama kadın 75 yaşında olduğu için kazanma ihtimaliniz yok. Dedim neyse parası verelim, ikinci bi hayal kırıklığını kabullenmeyecek bünye. Yok dedi kadın evini satmaktan vazgeçmiş komple! Oturcakmışmış daha. Daha neler! Pis cadı. Alsın evini.... diye çeşitli küfürlerle sinirimi bastırmaya çalıştım üç beş gün. Sonra dedim yılmıcam lan dişe diş kana kan(hayır yani bayaa hayatımın meselesi oldu)! Kendimi iki gün yedikten sonra tıpış tıpış ev aramalara geri döndüm. Bu arada kasımda başlamıştık aramaya, aylardan şubat. 
Yok. Bildiğin yok. Bütün emlakçılarla önce kanka sonra düşman oldum, piyasadaki bütün evleri gördüm. Para durumumuza baktık, bütçeyi artırdık. Yok.
Ve olan oldu. Ben yine bigün aranırken bir de ne göreyim: yaşlı cadının evi satışta!!! Kim tarafından beğenirsin? M ajansı!!!!! Bizi ilk düdükleyen adamlar tarafından. Hemmen A Ajansını arayıp ortalığı ayağa kaldırdım. Sonuç, yaşlı cadının evi 4 senedir M Ajansı'nda satılıkmışmış. Nassı ya dedim o zaman bana gösterirlerdi. 
Amaaaaan valla anlamadım, bi oyunlar döndü, bişiler oldu. Kader, kısmet yalan oldu. Bunların başımıza gelmesindeki hayıra şıçayım dedim. Bütün evlerden ve emlakçılardan midem bulandı. Alın lan evlerinizi kıçınıza sokun, istemiyom kokmuş dötü boklu evinizi diye gurur yapıp, çocuk gibi ağladığım bi gecenin sabahında tek gözümü açıp Mösyöye "biz ev yaptırsak ya la" dedim. Olur dedi. 
Ahşap olsun ama dedim. Başka ne olacağıdı diyemese de-fransızca da denmiyo o😏 ona yakın bişi dedi.